top of page
Sıkça Sorulan Sorular
Yeşil Set; film, dizi ve reklam prodüksiyonlarında çevresel sürdürülebilirlik ilkelerinin planlama aşamasından çekim sonrasına kadar tüm sürece entegre edilmesidir.
Temel amaç; karbon emisyonlarını azaltmak, kaynak kullanımını optimize etmek, atıkları minimize etmek ve üretim süreçlerini çok daha bilinçli hale getirmektir.
Yeşil Setler Mümkün, prodüksiyon sektöründe sürdürülebilirliği yalnızca bir “iyi niyet” alanı olmaktan çıkarıp, ölçülebilir, uygulanabilir ve yaygın bir çalışma modeline dönüştürmeyi hedefler. Amacımız suçluluk üretmek değil; doğru bilinç, yöntem ve ortak bir dil inşa etmektir. Sektörel dönüşümün ancak kolektif bir hareketle mümkün olduğuna inanıyoruz.
AdGreen, reklam ve prodüksiyon sektörünün karbon ayak izini ölçmesi ve azaltması için geliştirilmiş Birleşik Krallık merkezli bir sürdürülebilirlik girişimidir. Prodüksiyon süreçlerinde emisyonları görünür kılmak amacıyla karbon hesaplama aracı, rehberler ve eğitimler sunar.
Temel yaklaşımı oldukça nettir: Ölç → Azalt → Dönüştür. Yeşil Setler Mümkün, bu metodolojiden ilham alarak Türkiye’de uygulanabilir bir çerçeve oluşturur.
Karbon hesaplaması, prodüksiyon sürecindeki faaliyetlerin emisyon karşılıklarının ölçülmesiyle gerçekleştirilir. Bu hesaplama 4 ana başlıkta toplanır:
• Ulaşım (uçuşlar, araçlar, lojistik)
• Mekân ve enerji kullanımı
• Malzemeler (set tasarımı, dekor, üretim materyalleri)
Atık ve bertaraf.
Genellikle en yüksek emisyon kalemi ulaşımdır (özellikle uçuşlar), bunu enerji kullanımı ve malzemeler takip eder. Ölçüm sırasında tüm verilerin eksiksiz olması beklenmez; eksik veriler için tahmini değerler de kullanılabilir. Burada önemli olan mükemmel veri değil, ilerleme sağlamaktır.
Bunun için tek bir ortalama değer yoktur. Her projenin ayak izi; lokasyon, ekip büyüklüğü, seyahat mesafesi, set tasarımı ve teknik gerekliliklere göre değişiklik gösterir. Küçük bir dijital içerik çekimi ile büyük bir uluslararası kampanya arasında ciddi emisyon farkları olabilir. Bu nedenle genelleme yapmak yerine ölçüm yapmak esastır.
Setlerde en büyük etki alanları şunlardır: Seyahat kararları, enerji kaynağı seçimi, set tasarımında malzeme kullanımı, atık yönetimi ve tedarikçi seçim kriterleri.
Dönüşüm bireysel bir çaba değil, kolektif bir süreçtir; ajans, yapım şirketi, reklamveren ve tedarik zinciri birlikte hareket ettiğinde gerçek bir etki ortaya çıkar.
Yeşil Set Standardı, Türkiye’de film, dizi, reklam ve belgesel prodüksiyonlarında çevresel, sosyal ve yönetsel sürdürülebilirliği entegre etmeyi amaçlayan kapsamlı bir çerçevedir. Bu standart; çekim öncesi planlamadan post-prodüksiyona kadar olan tüm aşamaları, film setlerini, stüdyoları, televizyon yapımlarını ve dijital platform prodüksiyonlarını kapsar.
Yeşil Set Uzmanı, prodüksiyon sürecinin tüm aşamalarında sürdürülebilirlik ilkelerini uygulayan, takip eden ve geliştiren profesyonel bir çalışandır. Başlıca görevleri; sürdürülebilirlik planı hazırlamak, atık yönetim sistemini kurmak, enerji/su/malzeme tüketimlerinin kaydını tutmak, karbon ayak izi hesaplaması için veri toplamak ve tüm ekibe "Yeşil Set" oryantasyonu vermektir.
Her proje sonunda, sürdürülebilirlik faaliyetlerinin ve çevresel performans göstergelerinin şeffaf bir biçimde paylaşıldığı "Yeşil Set Raporu" kamuya açık olarak yayımlanır. Bu raporda projede tüketilen toplam enerji, su tüketimi, toplam CO₂ emisyonu ve atık geri kazanım oranları sistematik olarak kaydedilir.
Dizi ve film endüstrisi yalnızca eğlence üreten bir sektör değil, dünyayı algılayış biçimimizi şekillendiren çok güçlü bir kültürel araçtır. Hikâye anlatıcıları, iklim krizinin görünmez ve soyut olan etkilerini somut, insani ve duygusal hikâyelerle görünür kılma gücüne sahiptir. Yalnızca felaket senaryolarına odaklanmak yerine umudu besleyen hikayeler anlatmak, izleyicide farkındalık yaratmak açısından büyük önem taşır.
Senaryo rehberimiz, çevre bilincini hikayelere entegre etmek için 4 temel kategori sunar:
• Beslenme: Daha az et tüketimi, bitkisel ağırlıklı beslenme ve gıda israfının önlenmesi.
• Tüketim: Karbon ayak izini günlük yaşam alışkanlıkları üzerinden anlatmak, eşya kiralama/paylaşma, tamir etme ve tek kullanımlık plastiklerden kaçınma.
• Enerji: Evde veya ofiste gereksiz ışıkları kapatma, kombi/klima ısılarını ayarlama gibi pratikler.
• Ulaşım: Bireysel araç yerine toplu taşıma, bisiklet, yürüme veya araç paylaşım kültürünün karakterlerin hayatına dahil edilmesi.
Örtük anlatım, iklim krizini ve çevresel sürdürülebilirliği doğrudan mesaj vermeden, didaktik veya "ders anlatır" bir ton kullanmadan hikâyenin doğal akışına yedirmektir. Çevre konusu hikâyenin ana teması olmak zorunda değildir.
Örneğin; aşırı hava olaylarının "olağan" kabul edilmesi, bir karakterin sürekli kendi termosunu kullanması veya işe bisikletle gitmesi gibi detaylarla izleyiciye ne düşüneceği doğrudan söylenmez, hissettirilir.
Açık anlatımda çevre teması doğrudan hikâyenin ana meselesidir. Karakterler karbon salımı, fosil yakıtlar veya ekolojik felaketler hakkında açıkça tartışır. Bu yöntem özellikle belgesellerde, sosyal mesaj odaklı dramalarda ve gençlik/eğitim içeriklerinde hızlı farkındalık yaratmak için çok etkilidir. Ancak "ders veriliyor" hissi yaratmamak için çok sesli bir yapı kurulmasına dikkat edilmelidir.
• Yaklaşım: Açık anlatım doğrudan mesaj verir ve söylem merkezlidir. Örtük anlatım ise dolaylı farkındalık yaratır ve deneyim merkezlidir.
• Soru: Açık anlatım izleyiciye "Ne yapmalıyız?" derken; örtük anlatım "Bu dünyada yaşamak nasıl bir şey?" sorusunu sordurur.
• Risk ve Güç: Açık anlatımın didaktik olma riski varken, örtük anlatımın sezgisel bir gücü vardır. Her ikisi de doğru bağlamda kullanıldığında çok etkilidir.
İzleyicilerde "Ben değişsem ne olacak ki?" veya "Bu işler zengin işi" gibi savunma refleksleri oluşabilir.
Örneğin; "bu işler zengin işi" algısını kırmak için daha az tüketmenin ve tasarrufun ekonomik faydası gösterilebilir. "Bir poşet neyi değiştirir?" bahanesine karşı ise, kolektif eylemin milyarlarca plastiği önleyebileceği gerçeği kapsayıcı ve umut veren bir dille hikayeye yedirilebilir.
Yeşil Set, film yapımlarının tüm süreçlerinde sürdürülebilir kalkınma ilkelerini hayata geçirmeyi hedefleyen bir üretim modelidir. Temel amacı; enerji tüketimini azaltmak, atıkları minimize etmek, ileri dönüşüm uygulamalarını hayata geçirmek ve karbon ayak izini düşürerek sorumlu bir set ortamı yaratmaktır.
Sette günde yaklaşık 100 litre mazot yakıp 250 kg karbon atığı üreten dizel jeneratörler yerine, güneş enerjisi, hibrit jeneratörler veya yenilenebilir kaynaklar tercih edilmelidir. Karavanlara güneş paneli takılması enerji tüketimini %40-60 oranında azaltır. Aydınlatma tarafında ise enerji tüketimi çok düşük olan LED teknolojisi kullanılmalıdır.
Ulaşım, ortalama 5 ton karbon atığıyla setteki en büyük emisyon kaynaklarından biridir. Bireysel araç kullanımı azaltılmalı, ortak ulaşım (car-pool) desteklenmelidir. İmkanlar dahilinde elektrikli/hibrit araçlar kiralanmalı ve konaklamalı projelerde otellerin çekim mekanına yakın işletmelerden seçilmesi sağlanmalıdır.
Yemek servisinde tek kullanımlık ürünler yerine yıkanabilir (yeniden kullanılabilir) tabak, çatal ve kaşık kullanan catering şirketleri tercih edilmelidir. Çay/kahve için termos veya kompostlanabilir ürünler kullanılmalıdır.
Her sette oluşan ortalama 100 kg gıda atığı, hayvan barınakları için mamaya dönüştürülebilir veya geri dönüşüm tesislerine gönderilebilir.
bottom of page
